Mart Ayının Süprizleri

ist2_9227331-desktop-calendar-march-2010Mart ayının gelişi, kazma kürek yaktırmasa da olumsuz birçok açıklamaya sahne oldu. Daha bahar gelcek mi gelmeyecek mi? Cemre kime düştü demeden tüm haberler bu ayı beklemiş gibi daha 1 hafta geçmeden peşi sıra dizildi.

 Öncelikle 2 Martta TÜİK tarafından işsizlik verileri açıklandı. Müjde! işsiz sayısı 3 milyon 471 kişi oldu. Ben üniversiteden mezun olalı 6 yıl olmuşken işsiz sayısına 1 milyon kişinin eklenmesi güzel bir haber. Yine ben mezun olduğumda % 10 olan işsizlik bugün % 14. İstanbul’daki işsiz sayısı 753 bin kişi. Bu sayı toplam işsizlerin % 22’si demekmiş. İşsiz sayısı önceki yıla göre 860 bin kişi artmış ama artışın asıl nedeni istihdama katılımdaki artış, sakın ha krizin etkisini falan karıştırıp da hesabı zorlaştırmayalım.

Kara haber bir değilki sindiresin, 3 Martta Merkez Bankası enflasyon verilerini açıklandı. Tüketici Fiyatları yeniden çift haneli oldu hem de tam 14 ay sonra. Aman Allah’ım neler oluyor?  Şubatta fiyatı en fazla artan ürün yüzde 87.77 ile sivri biber oldu. Onu yüzde 68.99’la patlıcan, yüzde 21.98’le domates izledi. Kışın en çok ihtiyaç duyduğumuz, biber ve patlıcan’ın hepimizi hayal kırıklığına uğratmasına alışmaya çalışırken enflasyondaki artışın nedeni vergi artışına bağlandı, vergi artışının nedeni bütçe açığı, bütçe açığının nedeni de benim. Çünkü 2010 bütçesini diğer yıllardan daha istikarlı yaptım, açığı 23 milyar TL olarak belirledim. Bütçenin önemli giderleri personel maaş ödemeleri % 33 ve faiz harcamaları % 26. Eee bunları kısamayacağıma göre geliri artırmam lazım. Bütçenin gelir kalemine bakınca vergileri artırmam gerektiğini yazmama gerek var mı bilmiyorum. KDV, Kurumlar ve Gelir vergileri ile oyanayamam o halde dayan ÖTV, ÖİV özel ne varsa. Biberle patlıcan bu durumda napsın? Faizler  dediki enflasyon kardeş napıyosun sen yükseliyosun benim neyim eksik, o da özenti falan derken artışa geçti.

Ziraat Bankası tarafından açıklanan süper karlılık, yüzyılın karı olarak açıklandı. Eee bunun nesi kötü. Asıl işi tarımı ve çiftçiyi desteklemek olan bu bankanın karının –  yüzde olarak değeri bir önceki yıla göre düşsede –  menkul kıymetlerden olması düşündürücü. Ancak görev zararı olan yıllarla kıyaslama yapılırsa buna da mı üzülelim yahu dedirtecek kadar da enterasan.

Tekel işçilerinin greve ara vermesi yine Mart ayının en güzide olaylarından. Bu konuda yazılacak çok şey var, ben hükümetin tarafındayım demekle yetiniyorum.

“Yunanistan’ın zor günleri” sür manşetli haberler yine Mart ayının hemen başında.  Başbakan Yorgo Papandreu memurlardan 1 maaş kesildiğini ve vergilerin  arttığını duyurdu. Böylece 7 bin kişi sokağa hücum ederken hükümet açıklamasını yaptı. Bu tasarruf tedbiriyle 4 milyar eoru gelir elde etmeyi  düşünüyoruz. AB özellikle Alamancılar Avro’ya zarar verecek diye tedirgin. Toplam borç 300 milyar Euro.

Siyasete hamaset de karışıyor, Ermeni tasarısının ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nde, 1915 olaylarının “sözde soykırım” olarak tanınmasını öngören tasarıya ilişkin yapılan oylama Ermeni soykırımı var dedi. Bu karar Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’na gelmezsedeğişen birşey olmayacak. Ancak haberden ziyade benim dikkatimi çeken bir internet sitesinde habere yapılan yorum. “53 yaşındayım, yıllardır aynı şeyleri dinliyorum. Ne olacaksa olsun”

Alişan’ın 2009’da amatör kümede forvet olarak topbaşı yapması ve askerliği tecil ettirmesinden sonra takım antrenörü Alişan’a bu sene çok ihtiyacı olduğunu açıklamıştı.  Bonservisi elinde olan, daha ucuz ve daha iyi bir forvet bulmuş olacaklar ki Alişan askere gitti. Kendisine eşlik eden gazeteci ordusuna çakı gibi asker olacağını ve askerliğin vatan borcu olduğu anımsatması ise Mart ayının en sevindirici haberi olmaya adaydı.

Anlaşmalı boşanma kararı alan Petek Dinçöz, sözleşmeye “Bıcır, Çıtır, Loli ve Lucy adlı köpekler Petek Dinçöz’e kalacak, Can Tanrıyar , istediği zaman görecektir” maddesini koydurdu. Böylece Petek Dinçöz’ün evlat edindiği 4 yavrucak da hem sahipsiz kalmamış oldu hem de bu olay Petek’i Alişan’ın önüne geçirerek ayın haberi ödülüne layık görüldü.

Honduras’ı nasıl yendik ama, Necip Uysal geliyor iyi izleyin, Meclis daha çok karışır onun ayı, aybaşısı yok.

Saygılarımla

6 Mart 2010

Trabzon

Yazar Hakkında